Karşısındaki adamın kahkahasından taşan, muhtemelen sağ omzuna isabet edecek bir tükürük zerresini savuşturup önemsiz görünen bu zafer anının keyfini çıkarmaya başladı. Adamın da benzer bir hikayesi vardı, bu da çok komikti, mutlaka dinlemeliydi. Dinliyordu da, ama birden az önce anlattığı hikayeyi dün bir başkasına da anlattığı geldi aklına; tamamen aynı cümlelerle, aynı benzetmeleri birbirinin kopyası mimiklerle süsleyip. Kendini tekrarladığını hissetti, kısa aralıklarda.
Beklediği ilgiyi göremeyen adam hikayesini detaysız, kısa versiyonu ile bitirdikten sonra ayrıldı. O ise bir sigara daha içeceğini söyleyip geride kaldı.
Kendisini bile bezdiren tekrarlar... Geriye paylaşmaya değer pek bir şey bırakmıyorum diye düşündü ve bir kez daha eksilmiş hissetti kendini. Eski bir dostu geldi aklına, hani şu ikea kataloğu tadındaki. Herkes için bir ürünü vardı sanki, her sayfasında mutlu insanlar olurdu hayatının. Gerçek miydi peki bu neşeli yüzler, yoksa flaş patlayana kadar mıydı her şey. O renk cümbüşü, çeşitlilik... Gerçek miydi sahiden ? Buna imrendiğini söylemek de pek mümkün değildi zaten, ne zaman bir sayfasına aday olduğunu hissetse hemen surat asar, flaşın patlamasına bile izin vermeden çekip giderdi. Samimi bulmuyordu sanki bu kadarını, bir insanın bu kadar sevgi dolu olduğuna inanamıyordu. Gerçek olmamalı diye kestirip attı.
Ya kendisi ? Tekrar duvarlarına her çarptığında çocuk gibi utanıyor, kimse bilmese de, kendi farkındalığı yetiyordu hezimetine. Cepten yiyordu sürekli. Bir katalog tadında yaşamaktan kaçarken sonunda kocaman bir veresiye defteri ile baş başa kalacaktı belki de.
Yarısını ziyan ettiği sigarasını söndürdü, tam asansöre yöneliyordu ki komşu ofisten biri "hey nasılsın" diye seslendi. "İyiyim" dedi, "baksana komik bir hikaye dinlemek ister misin ?"..
0 yorum:
Yorum Gönder